otizm psikiyatr kurumlar ve karmakarisik duygular

otizm, psikiyatr , kurumlar ve karmakarışık duygular 20/6/2010 ·

Oğlumuz 3 yaşında otizm bulguları tesbit edildi, tam olarak otistik denilemiyor, özel eğitim kurumlarına havale edildik, farklı psikiyatr ve referanslar ile görüştükçe aklımız karmakarışık oldu. Halihazırda bir pedagog ile çalışma programı içine girmeye çalışıyoruz, bir yandanda konu hakkındaki bilgimizi arttırmaya çalışıyoruz.. Özellikle kitaplarınız ve sosyal otizm yaklaşımınızı araştırıyorum. Malesef hiç bir yerden güncel iletişim bilgilerinize ulaşamadım. Size nasıl ulaşabiliriz ? Tşk. Saygılar.
M F Y

Uzun zamandır size ulaşmaya çalışıyordum. Otizmle ilgili bulabildiğim tüm yzaılarınızı okudum, sorulan bazı sorulara yazdığınız yanıtları okudum. Konuya yaklaşımızı, birden fazla yönüyle değerlendirmenizi ve mesafenizi çok takdir ettim.
Yardımınıza ve önerilerinize ihtitaç duyuyoruz.
Sizinle nasıl temas kurabiliriz? Oğlum 37 aylık ve geçen ay otizm teşhisi konuldu. Gittiğimiz ikinci bir doktor reaktif bağlanma bozukluğu olabileceğini söyledi. Ben bakıcı travması olabileceğini düşünüyorum ama oğluma nasıl yardımcı olabileceğim konusunda net bir yol çizemiyoruz. Sınırlı da olsa konuşan, gülen, şaka yapan, şarkı söyleyen meleğime bir şeyer oluyor.
Lütfen iletişim bilgilerinizi yazar mısınız? Yardımınız için oğlum adına şimdiden minnettarım.

G.Y.

…………………………………………………………………………….durumun açıklaması yapılmak istendiğinde velimizden gelen ikinci mektup ise şöyle;

Doğum günü: 01.05.2007 (3.250 gr , 48 cm)
Anne sütü: 7-8 ay
İlk kez anne deyişi : 22.04.2008
Keni başına kalkıp ilk sıralı adım atışı: 18.05.2008
İlk kez baba deyişi: 27.07.2008

İlk sözcükler: (16 aylıkken başladı.Anne,baba ve mama sözcüklerinden sonra…)
Ciççen = zeytin (sonradan seytin oldu)
Batti =çok sevdiğin mavi peluş battaniye
Aykko = ayakkabı
Battilina = mandalina
imma (elma ve domates)
kokus = dokuz
bi = bir
koka = toka
kuke = küpe
anninni = anneanne
maanni =babaanne
satih =Fatih
gakkım = kalkayım
ooncak = oyuncak
dooson = televizyon
eppah = ekmek
imme = emzik (sonradan emme ve emsit oldu)
ham ham = hav hav (köpek taklidi)
miy miyav = miyav
kaaga = karga
göbet = göbek
köpet = köpek
guyye = kolye
oşe = oje
kammon = kamyon
aaba = araba
titek = çiçek
anettay = anahtar
akkım = aşkım

OO-SAN YA-DİS = Ozan Yaldız (18 aylıkken adının yazılışını tanıyor ve heceleyerek okuyormuş gibi taklit ediyordu. Şimdi sorulduğunda adını söylemiyor)
*18 aylıkken kalemle defterlerine paralel çizgiler çizebiliyor, elini kaldırmadan yamuk yumuk dairesel şekiller çizebiliyordu. Şimdi bazen yapıyor, genellikle yapmamyı tercih ediyor.
*Siyah rengi hiç kullanmazdı ama şu sıralar özellikle suluboyada siyah boyuyor.
*Keçeli kalemle boyama yaparken kırmızı tercih ediyor.(resim defterlerinin hepsini muhafaza ediyoruz)
*Genellike ve sıklıkla mavi, yeşil, sarı, turuncu renklerle boyama yapıyor.
*Bazen sağ elini bazen sol elini kullanıyor.Bazen ikisini birden aynı anda kullanıyor.

01.05.2010 sözcükleri & cümleler & taklitler :
( “Bu ne?“ diye sorduğumuzda hiçbirini yanıt olarak kullanmıyor ama bu nesnelere ulaşmak istediğinde hepsinin adını söylüyor)

1battaniye37dondurma73masa109hamur
2emzik38kedi74telefon110kule
3su39kuş75bilgisayar111beyaz
4ekmek40aslan76kapı112kırmızı
5elma41kaplan77mercimek113pembe
6karpuz42keçi78defter114turuncu
7çilek43civciv79kalem115siyah
8armut44zebra80diş fırçası116mavi
9kivi45fil81diş macunu117yeşil
10portakal46zürafa82makas118mor
11madalina47göz83tuvalet kağıdı119kahverengi
12limon48ağız84aykkabı120sarı
13süt49kulak85pantolon121buzdolabı
14tereyağı50yanak86park122lolipop
15bal51saç87araba123asansör
16çatal52diş88bebek124çorap
17bıçak53öpücük89kız125gözlük
18kaşık54el90erkek126şapka
19tabak55kol91kürek127çanta
20bardak56bacak92kova128peynir
21kupa57krem93lolipop129danino
22kızartma tavası58sabun94alışveriş arabası130Kiri (peynir markası)
23tencere59şampuan95süt131akbank
24çaydanlık60banyo96makarna132avea
25çiçek61köpük97köfte133beko
26ağaç62havlu98et134top
27yaprak63soğuk99tekerlek135ksilefon
28salıncak64sıcak100rüzgar gülü (yağmur gülü)136baget
29kaydırak65sandalye101oklava137kule
30köpek66televizyon102rende138anneanne
31ama67sil103kay139hadi gidelim
32çok lezzetli68nefis104şemsiye140sıcak
33kelebek69trompet105şampiyon141merdiven
34çubuk70simit106termos142duş başlığı
35gümbür71bam107pufff143hapşırma taklidi
36bi daha72yine108fışş144vıjjj

145şampiyon181kaşar217kare
146temizlik182reçel218daire
147üzüm183pasta219dikdörtgen
148büyük bir üzüm tabağı184mum220oval
149domates185yaramazlık221küp
150salatalık186aşkım222beşgen
151balık187bebeğim223sekizgen
152çorba188hoşçakal224yıldız
153bisküvi189görüşürüz225kalp (geometrik şekil)
154meyve suyu190merhaba226eşkenar dörtgen
155vitamin191arkadaşlar227üçgen
156şurup192kale228tılım tılım (=sakal)
157şarkı193kapak229tarak
158taş194çekmece230kaşı kaşı (sırtını kaşımak istediğinde)
159yumurta195kepçe231güneş
1601,2,3,4,5….11 (eskiden 50’ye kadar rakamları karışık yani sırasız olarak gösterdiğimizde söylebilirdi. )196çakmak232ay
161ayna197çok tatlı233fıstık
162çadır198çok güzel234çekirdek
163terlik199küçük
164oje200harika bir park
165balon201küpe
166gemi202kolye
167uçak203toka
168helikopter204atkuyruğu
169itfaiye arabası205parfüm
170korkma206kok (kokla)
171ördek207köfte
172tas208cacık
173şemsiye209pilav
174basket210lütfen
175kirpik211kaş
176soğuk212dur
177çekiç213bak
178uçurtma214gel
179öksürük taklidi (elini ağzına götürerek)215gülme taklidi
180meme216Ha ha ha (gülme taklidi)

Bir kısmı Televizyon / Baby TV kanalından kalıplar:

1parka gidelim mi?
2gezmeye gidiyoruz
3havuza gidelim mi? 4denize gidelim mi?
5saklanalım mı?
6işte ordasın (TV)
7bir annesi, bir babası )
8çok komik
9Üşüdüm
10çok mutluyum
11al ahbap, sana …. getirdim
12lolipop almaya gidelim mi?13beni bekle
14ne kadar bir sevindi.
15Hurhan çok üzülmüştü
16Elbette dodo da orda
17Günaydın zıplayan toplar
18Kimin ağzı?
19Havhav 20Miyav
21Cikcik
22ü-ürüüü
23ai – ai
24Meee
25Moooo
26vak vak
27Mehmet çok sevindi
28füf yapalım mı? (baloncuk yapalım mı?)
29vuv yapalım mı?
30üsküdara gider iken aldı da bir yağmur yapalım mı?
31sonra görüşürüz çocuklar (TV)
32Aslında çok basit, annemiz bir yumurta bıraktı….(TV)
33Acaba ne kokusu aldı (TV)
34Bir koku var Ozan. (BAKICIDAN)
35Çok yorgunum. Artık uyumak için hazırım (TV)
36Uyumak istiyorum.
37Anne karnım aç (TV)
38Açalım mı?

39Kapatalım mı?
40Bakalım mı?
41ham yaptı (arabanın cd sürücüsüne cdyi sokarken)
42pipiye sürdün (altı değişirken pipisini battaniye ile örterek)

43kırmızı ışık durmak zorundayız (TV)
44hopbalabala yapalımmı ?
45balon nereye gitti ?
46bu bir merdiven, merdivenin tepesine … (tüm çocuk parklarındaki kaydıraklara çıkarken geçerli) (TV)
47dökelimmi ? (oyuncak sepetini göstererek)
48Hiç guvenli değil (TV)
49kule yapalım mı ?
50yüksek bir kule (TV)
51güle güle,geç kalmayın (TV)
52Teknosa (TV)
53karfursaya gidiyoruz
54sıra bende
55bisküvi yemek istiyorum
56gıdı gıdı
57doğum günün kutlu olsun)
58Isırmak istiyorum
59Komit vay (= komik var , gülünç bir durum ortaya çıktığında..)
60Lepelek yapalım mı? (= tekerlemeli, sırayla ellere dokunarak bir oyun.)
61Banyo yapalım mı? (OZAN)

Kısmen de olsa bildiği ve canı istediğinde eşlik ettiği şarkılar, tekerlemeler:

Samanyolu
Ali Baba’nın çiftliği
Üsküdar’a gider iken aldı da bir yağmur
Mini mini bir kuş donmuştu
İlaç içen çocuk (bir gün bir gün bir çocuk….)
Küçük tren
Sen gözlerimde bir renk, kulaklarımda bir ses….
Portakalı soydum, başucuma koydum….

NE YAPIYOR? & NE YAPMIYOR?
Parmağıyla işaret ederek hiçbir nesneyi göstermiyor. Bizim elimizi tutarak ulaşmaya çalışıyor.
Soru sormuyor
Sorulan soruya cevap vermiyor
Yabancılardan kaçıyor
Diğer çocuklarla oynamıyor
Parkta – örn salıncak için – sıra beklemek istemiyor
Zaman zaman yalnız kalmak istiyor ve herkesi hoşçakalın diyerek dışarı çıkarıyor, bazen koltuğun arkasına saklanıp tek başına oynamak istiyor
Güzel ve bakımlı hanımlara ilgi duyuyor, elini tutp eve getirmek istiyor.
Hayvanlarla bile göz göze gelmekten kaçınıyor. Baktığı hayvan hareketlendiğinde heyecanlanıp kucağımız koşuyor.
İlgisini çeken bir şey gördüğünde yüzümüze bakıp teyit ister gibi gördüğü şeyin adını söylüyor.
Biz bir şey göstermek istediğimizde ilgilenmiyor görünüyor ama laf arasında örn fıstık ister misin, parka gitmek ister misin vs.. deyince hemen bakıyor ve bizden önce harekete geçiyor.
Sokağa çıkarken ayakkabını ver deyince veriyor. Hamurla oynarken hadi turuncu hamuru da ver deyince seçip veriyor.
Boyama yaparken renkleri tek tek söylüyor ama bu ne renk diye sorunca yanıt vermiyor. Hadi biraz da mavi boyayalım deyince mavi ile devam ediyor.
Oğlum lolipopundan bana da verir misin diye istediğimde ağzıma uzatıyor. İkinci kez istedğimde verecekmiş gibi yapıp çekiyor, bazen gülüyor….
Elmadan bana da verir misin deyince – paylaşmak istemiyorsa- duymuyor gibi davranıyor ya da kaçıp saklanarak yiyor.
Normal boyutlardaki merdivenleri yetişkinler gibi seri , yani sıralı olarak inip çıkabiliyor. Çok dik ve uzun basamaklı merdivenlerde destek arıyor, aynı basamakta iki ayağını yan yanyana getirip tek tek çıkıyor.
Arabadaki bebek koltuğundan kollarını tek başına çıkarabiliyor
Tuvalet eğitimine ilk denemede çok korktuğu için ara verdik. Hala bez kullanıyor. Ama tuvaleti gediğinde masanın altına saklanıyor.( çişinin geldiğini farkettiğini anlıyorum)
İşaret ve başparmağıyla tutarak okey taşlarından kule yapabiliyor.
Davul bagetlerini tutarak davul ve xlefon çalabiliyor.
Bardaktan bardağa ara sıra kazayla dökerek de olsa suyu aktarabiliyor
Sakız çiğneyebiliyor.
Külahta dondurm ayiylebiliyor.
O an öyle karar verirse kaşıkla çorbasını içebiliyor.
Bazen çatalla bazen elle yiyor.

ÖNEMLİ OLABİLECEK NOTLAR:

O’a hamileyken bebekler ikizdi.
3.ayda bebeklerden birini kaybettik.
Sonrası çok stresli ve gergin bir dönemdi.O. doğduktan sonraki aylar evliliğimiz açısından çok kötüydü…. (hala iyi olduğu söylenemez. O bir çok anlaşmazlığa, tartışma ve gerginliğe tanık oldu)

O doğduğunda ilk 3,5 ay anne + anneannesiyle birlikte baktık
Sonraki 11 ay yalnızca anneanne baktı
Ondan sonraki 7 ay babaanne baktı
Ondan sonraki dönemde 6 ay G adındaki Türkmen bakıcı baktı
2 günlüğüne Moldova’lı bakıcı baktı ama O’ı azarlayıp kötü davrandığı için gönderildi.
Sonraki 5 ay diğer Türkmen bakıcı çalıştı.(bu aşamada O. neredeyse tamamen içe kapandı.Eskiden yaptığı birçok şeyi yapmaz oldu. Bant kayıtlarında şiddet, azar çağrıştran ses kaydı yok. Ağlama sesi yok.Ama hergün düzenli izlenmediği için emin olamıyoruz. Bir anda duvarları çizmeyi bıraktı. Buzdolabını açıp içinde ne var ne yok diye bakmayı ve oradan yiyecek alıp yemeyi bıraktı. Mutfak dolap ve çekmecelerini karıştırıp dökmeyi çok severdi ama bir anda o da bitti. Yeni yeni tekrar kurcalamaya başladı)
Son 1 aydır yeni bakıcısı (Türk ve O.’la çok daha yakından ilgileniyor) ve anneannesi birlikte bakıyorlar. Son bir aydır çok daha rahat, kendine güvenli ve çevresiyle ilgili.

BİNİNCİ GÖRÜŞME SONUÇLARI/.EĞİTİMCİNİN NOT DEFTERİ

………………………………………..Doğrusu siyah suluboya ve parmakla iişaret etmeme ço rahatsız edici bulgulardı .Fakat kapı açıldığında ağzında emziği ile fiziksel gelişimi yaşının düzeyinde beni dikkatle takip eden altı bezli bir imparator gördüm .

ev kumpiri ve kermes

Patates ve türevlerini her türlü severim.Birde kalorili olmasa iyiydi:)Geçenlerde blog arkadaşlarımın birinde gördüğüm ”mantarlı patates püre,,yi kendime göre yorumladım;

Soyup iri iri doğradığım patatesleri sütle düdüklüde haşladıktan sonra içine bir parça tereyağ ve kaşar peyniri rendesi katıp blender veya patates ezeceği ile püre haline getiriyoruz.Hafifçe yağladığımız borcama püreyi yayıyoruz.Ben doğranmış sucuk,az sıvıyağda sotelediğim mantar,içine kabuğu soyulmuş iki domatesi küçük küçük doğrayıp bir iki çevirdim.Bir küçük yeşil biberi halka halka doğradım.Mantarlı bu karışımıda yaydıktan sonra üzerine mısır serpiştirdim.Biraz fırınladıktan sonra çıkarmaya yakın bol kaşar rendesi serptim.Çocuklar çok beğendiler.dilimlerken ilk sıcağı ile dağılıyor ve tam olarak dilim olmuyor.Soğuduktan sonra dilimleyip tabakta mikrodalgada ısıtırsak daha derli toplu oluyor…Afiyet olsun.

Bugün Hasan Subaşı parkında düzenlenen kermese Yaren’le bir koşu uğrayıp şöyle bir turladık.İşten çıktıktan sonra gittiğimiz için akşamüstü artık mamaların sonuna yetiştik.Amaç güzeldi,mamalar ve heyecanları daha bir güzeldi..Gönüllülük en güzel haliyle bu olsa gerek..

Ev Kumpiri Ve Kermes
Ev Kumpiri Ve Kermes
Ev Kumpiri Ve Kermes

Pişmaniyeler İzmitten gelmiş.Kapış kapış gitti.Birazda biz kaptık:)

Ev Kumpiri Ve Kermes

Ev yapımı reçeller harika görünyordu.Patlıcan,incir ve portakal reçelleri..Tercihimi çok sevdiğim incir reçelinden yana kullandım…

”Karagöz,,tatlısını görüntüledim.Arkamı dönüp gelene kadar bitmişti:)

Ev Kumpiri Ve Kermes

Özenilmiş,emek verilmiş…Emeği geçenlerin ellerine sağlık.

Bugün güzel bir türküyle veda ediyorum..Hüzünlü ama çok güzel..Bende hüzünlüyüm çünkü yarın çalışıyorum,çünkü yarın pazar,çünkü yarın çocuklarımla bir kahvaltı edeceğimi hayal etmiştim,çünkü geç kalkıp pazar keyfi yapacaktıııım:((

etsiz patlıcan yemekleri

Etsiz Patlıcan Yemekleri

Etsiz Patlıcan Yemekleri

Etsiz Patlıcan Yemekleri

Malzemeler:
* 1,5 kğ yemeklik doğranmış patlıcan
* 750 gr.kemikli veya kemiksiz kuzu eti
* 2 tane yemeklik doğranmış kuru soğan
* 2 yemek kaşığı margarin veya sıvıyağ
* 2 yemek kaşığı salça
* 2 tane ince dpğranmış domates
* 1 tane kırmızı biber
* 8-9 tane sarımsak
* Tuz

Yapılışı: Patlıcanları yemeklik doğrayın,tuzlu, limonlu ve az şekerli su içinde 40-45 dk. acı suyu çıkanana kadar bekletin, büyükçe bir tencere içinde etleri yağda biraz kavurun, üzerini örtecek kadar sıcak su koyun etler suyunu çekene kadar pişirin. Pişen etlerin üzerine soğanları koyun ve kavurun, patlıcanları sudan çıkarın ve suyunu iyice süzdürün, etlerin üzerine patlıcanları ve diğer malzemeleri ilave edin, tuzunu koyun, tencerenin kapağını kapatın,patlıcanlar iyice sinene kadar bekleyin yavaş yavaş az su ile pişirin…Pilav ile birlikte servis yapabilirsiniz…
Afiyet Şeker Olsun…

NOT:
* Patlıcanları tuzlu, limonlu ve az şekerli suda bekletmeniz çok önemlidir. Patlıcanların acısı çıkmaksa yemek lezzetli olmaz.
* Patlıcanları sudan çıkarınca iyice durulayın, yemeğin tuz ayarı karışabilir.
* Patlıcanları sudan çıkarırken ellerinizle iyice sıkın veya kağıt havlu ile iyice suyunu alın.
* Yemeğe ilave ederken patlıcanlar iyice susuz olsun.
* Bu yöntemi kullanırsanız patlıcanlar piştikten onra acı olmaz.
* Etler kuzu eti tercih edilirse,et hem çabuk pişer hemde yemeğe daha lezzet verir.
* Etler önceden pişirilmezse, patlıcanla birlikte pişmez, etler pişene kadar patlıcanlar ezilir.
* Domates ve kırmızı biber koymayabilirsiniz.
* Sarımsak miktarını tercihe göre azaltır, çoğaltabilirsiniz.
* Patlıcan yemeğini yaparken ben margarin veya tereyağ tercih ediyorum.
* Yemek içine koyacağınız su, sıcak su olmalıdır.Yemeğin lezzeti daha iyi olur.
* Yemeğin suyunu hemen koymayın,eksildikçe az az ilave edin.
* Patlıcanları tencereye koyunca tuzunu ilave edinki; patlıcanlar iyice sinsin..
* Yemeklerin tuzunu herzaman alçanızın tuzuna göre ayarlayın.
* Patlıcan yemeği kaşık ile çok karıştırılmaz.
* Patlıcan yemekleri genellikle tahta kaşık ile karıştırılır.
* Patlıcan yemeğine isterseniz acı yeşil biber ilave edebilirsiniz.
* Bütün yemekler piştikten 30dk. dinlendikten sonra servis yapılmalıdır.

ANA GİBİ YAR, BABA GİBİ DAĞ, KARDEŞ GİBİ CAN OLMAZ
Etsiz Patlıcan Yemekleri

kamelya keyfi

Kamelya Keyfi
arkadaşlarla bugun kamelyamızda keyif yapalım dedik.herkes birşeyler yapıp bugunumuzu böyle kapattık.bakalım diğer günlerimiz nasıl geçecek..yapılanların hepsi ayrı bir güzeldi.ben poğaçamı yaptım tarifi verdim.yumuşacık puf puf olmuştu.ben özellikle şebnem hanımın yaptığı baklavalık yufkadan yaptığı böreğe bayıldım.çıtır çıtır harika bir börek olmuştu.bütün hanımlara burdan teşekkürlerimi sunuyorum.
Kamelya Keyfi
kekimize gelince üzeri kremşantı ve sosla süslenmiş çok hafif bir pasta tarifi.kek yağsız olup ve şekeri tam ayarında yapılan bir pasta.kremşantiyle şekeri tam bir bütün olmuş.ee bunları yiyince akşama hiç bişey yememek gerek malum hepsi kalorili..
Kamelya Keyfi
mercimekli köftemize rağbet çoktu.hele ki turşuyla başkasına gerek varmı ki.yaptıklarımız bereketli olsa gerek bizden başkalarına da ikram edildi.beğenildikçe bu bizi daha mutlu etti :D
Kamelya Keyfi

misirunlu baklava tarifi

7/7/2011

MISIRUNLU BAKLAVA TARİFİmisirunlu baklava tarifi

Şerbet Malzemesi
4 su bardağı şeker
45 su bardağı su
2 yemek kaşığı limon suyuMalzemeler
2 yumurta
1 su bardağı yoğurt
2 su bardağı pastörize süt
1 fincan zeytinyağı
125 gr margarin
1 çay kaşığı tuz
8 su bardağı un
2 su bardağı nişasta (Hamuru açmak için)

İç Malzemesi
1 çorba kasesi çekilmiş fındık
300 gr mısırunu
2 yemek kaşığı tereyağı

MISIRUNLU BAKLAVA TARİFİ
Yumurta, yoğurt, süt ve tuzu karıştırın Unu azar azar ilave edip, kulak memesi yumuşaklığına gelene kadar yoğurun Hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar ayırın ve yoğurma kabının üzerini kuru bir bezle örtüp yarım saat dinlendirin Parçalara ayırdığınız hamuru nişastayla yufka büyüklüğünde açın Tereyağını eritin Mısırununu ve fındıkları kavurun Margarini eritip zeytinyağıyla karıştırarak tepsiyi yağlayın Bir kat yağlanmış yufka, bir kat iç malzemesi şeklinde bütün yufkaları üst üste yerleştirin Yufkanın taşan kısımlarını üzerine katlayın Baklavayı enine ve boyuna keserek elinizde kalan yağı baklavanın üzerine dökün Baklavayı fırında kızarana kadar pişirin ve soğumaya bırakın Su ve şekeri karıştırarak kaynatın Limon sıkıp bir taşım daha kaynatıp ateşten indirin Sıcak şerbeti soğuttuğunuz baklavanın üzerine dökün Şerbeti iyice çektikten sonra servis yapın

FINDIKLI KURABİYE

Havalar soğumaya başladı yavaş yavaş. Beş çaylarında sıcacık çaylarımızı yudumlarken yanında bu nefis kurabiyeler de çok güzel gider.
MALZEMELER:
1 Paket margarin ( Oda sıcaklığında )
1 su bardağı tuz şeker
2 adet yumurta ( beyazı üzerine sarısı içine )
1 çay bardağı hindistan cevizi
1 paket vanilya
1 paket kabartma tozu
Aldığı kadar un
1 su bardağı iri çekilmiş fındık
YAPILIŞI:
1) Margarin ve pudra şekeri ve yumurta sarısını iyice yoğurun.
2) kabartma tozu, vanilya ve hindistan cevizini ekleyin. Azar azar un ilavesi ile ele yapışmayan kulak memesi yumuşaklığında bir hamur elde edin.
3) Hamurdan Ceviz büyüklüğünde bezeler yapın. Hafif yassılaştırıp önce yumurta akına ardında fındığa bulayın.
4) 180 derecede çok fazla kızarmadan pişirin.
AFİYET OLSUNNN…
Aynı kurabiyeyi cevizli ya da bademli olarak da deneyebilirsiniz…

Pratik Kazandibi

Bazı tarifler vardır zor olmadığını bilseniz bile başaramayacağınızı düşünerek yapmaktan çekinirsiniz. Kazandibi benim için bu tariflerden.  Bir çoğunuza çok basit gelebilir ama alttaki şekerli kısmı yakıp hazırlamak hep gözümde büyümüştür . Pratik kazandibi tarifini  Ayşegül’de gördüğümde tam benim için demiştim. Hafta sonu deneme fırsatı buldum; hem pratik hem de çok lezzetli bir tarif. Ayşegül  bu güzel tarifi Derya’dan almış biraz değiştirerek uygulamış. İki arkadaşıma da bu güzel tarif için teşekkür ederim.
 
Beni Facebook’ta takip etmek isterseniz buraya tıkladıktan sonra açılan sayfayı beğenmeniz yeterli…
 
Gereken Malzemeler :
5 su bardağı süt
1 çay bardağı buğday nişastası
1 çay bardağı + 2 yemek kaşığı pirinç unu
1 su bardağı toz şeker
1 paket vanilya
1 yemek kaşığı tereyağı
4 yemek kaşığı dolusu pudra şekeri (pudra şekeri yerine aynı ölçüde esmer şekeri rondodan geçirerek kullandım)
1 kutu krema (200 ml)

Üzerine :
Tarçın, mevsim meyveleri veya dövülmüş ceviz

 

Hazırlanışı
Pirinç unu ve nişastayı çok az süt ile iyice çözdürün.
Derin bir tencereye alıp sütünü ekleyin  10 dakika pişirin.
Kremayı, toz şekeri ve vanilyayı ilave edip kısık ateşte karıştırarak 3 dakika daha pişirip ocağın altını kapatıp, mikser ile beş dakika pürüzsüz kıvamlı bir hal alana kadar çırpın.
15×30 cm boyutlarındaki dikdörtgen ısıya dayanıklı kabın tabanını terayağ ile yağlayıp her tarafına pudra şekeri (veya benim yaptığım gibi rondodan çekilmiş esmer şekeri)  serpin.
Hazırladığınız koyu kıvamdaki muhallebiyi tepsiye eşit bir şekilde yayın. 
Önceden ısıtılmış 170 derece fırında 20 dakika pişirip, pudra şekerinin eriyip karamelize olmasını sağlayın (fırında yapmak istemezseniz ocak üzerinde de uygun bir kapta altını kızartabilirsiniz.)
Soğuyunca buzdolabına alın 2 saat dinlendirip dilimleyerek ters çevirin.
Üzerine tarçın serpip, dilerseniz mevsim meyveleri veya ceviz serperek servis yapın. 
 

Un Helvası

Malzemeler:
-250 gr tereyağı
-1,5 su bardağı toz şeker
-2,5 su bardağı süt
-2 su bardağı un
Üzeri İçin Ceviz
Hazırlanışı: Süt ve şekeri tencereye koyup bir taşım kaynatıp ocaktan alın.
Tereyağını ve unu teflon tencereye koyup kısık ateşte sürekli karıştırarak unun kokusu çıkıp rengi koyulaşıncaya kadar kavurun. (yaklaşık 45 dk sürüyor)
Kavrulan una sıcak şerbeti döküp hızlı hızlı karıştırmaya devam edin.
Helva şekerli sütü çekip koyulaşınca ocaktan alıp üzerine kağıt havlu koyup kapağını kapatıp 20-25dk dinlendirip kaşık yardımıyla tabaklara  koyup ceviz ile süsleyip servis yapın.
Afiyet Olsun :)

Mezeler, Salatalar ve Ara Sicaklar

Mezeler, Salatalar ve Ara Sicaklar
Bu bolumde Mezeler, salatalar, ara sicaklar ve sos tarifleri ile ilgili yemek tariflerini bulacaksiniz. Asagidaki listeden gormek istediginiz yemek tarifinin uzerine tiklayarak o tarifin videosunu izleyebilirsiniz. Iyi seyirler…

  1. Ahtabot Salatasi (yeni)
  2. Al Biber Rulosu
  3. Ali Nazik Tarifi
  4. Ara Sicaklar
  5. Balsemik Sos
  6. Borulce Salatasi
  7. Bugday Salatasi
  8. Cibes
  9. Hellim Peynirli Akdeniz Salatasi
  10. Humus Piyaz
  11. Icli Kofte
  12. Izgara Tavuk Salata
  13. Keci Peynirli Salata
  14. K?rm?z? Biberli Havuç Salatas?
  15. Kirmizi Biber Sosu Tarifi
  16. Kozde Patlican Salatasi
  17. Pratik Kumpir Tarifi
  18. Kuzu Sis Salata
  19. Lor Peynirli Salata
  20. Muammara
  21. Nicoise Salatasi
  22. Pantenalla Toscana
  23. Patlican Salatasi
  24. Roka Salata
  25. Rus Salatasi Tarifi
  26. Sebzeli Salata
  27. Tulum Peynirli Roka Salatasi Tarifi
  28. Dereotlu Sos Tarifi

Mezeler, Salatalar ve Ara Sicaklar
Mezeler, Salatalar ve Ara Sicaklar

merzifon hakkinda hersey merzifon koyleri hakkinda hersey herbisey de

merzifontarihi merzifonla ilgili alakalı merzifonda nüfus merzifonda ulaşım imkanları nelerdir merzifon nereye bağlıdır merzifonda iklim,ekonomi merzifonnun köyleri nelerdir merzifon köy listesi merzifona bağlı kaç köy vardır .tarihleri geçmişleri nelerdir.aşağıda bu konular hakkın
daki sorulara cevap bulacaksınız

MERZİFONUN TARİHİ
Merzifon’un maden yatakları bakımından çok zengin olması, açık bakır yataklarının bulun
ması yöredeki yoğun yerleşimlerin başta gelen nedenlerindendir. Coğrafi koşulların
ticarete uygunluğu da bu gelişmeyi iteleyen, ivme kazandıran önemli nedenler
arasındadır. M.Ö. 4. binde yöremizde görülen ilk yerleşimler, madenlerin işletilmesiyle
gelişerek M.Ö. 3. binde Anadolunun en zengin beyliklerinin buralarda ortaya çıkmasına
olanak sağlamıştır. İlk yerli halklardan sonra, bugün Hititler olarak bildiğimiz boy, M.Ö.
2. binin başlarından başlayarak yöreye egemen olmuştur. Hıristiyanlığın ortaya
çıkışında ve gelişmesinde en etkin rolü oynayan ilk Yedi Kilise buralarda kurulmuş
, bunu diğerleri izlemiştir. 1071 Malazgirt Zaferinden sonra, Anadolu Selçukluları
ile birlikte bölgede Türk egemenliği başlamıştır. Merzifon’un ne zaman ve kimlerce
kurulduğu zamanımızda da kesinlik kazanmış değildir.
Bununla birlikte, Anadolu Selçukluları Devletinin kuruluşundan çok daha önceleri,
Bizans döneminde bile bir yerleşim yeri olduğu bilinmektedir. Özellikle Gelgiras
(Çatalkaya), Aktarla (Nureni) Oymaağaç, Bulak Koç Köy, Alişar ile kent merke
zindeki Bizans ve önceki dönemlere özgü kalıntılar bu görüşün kesin kanıtlar
ı olarak, şimdi de ayaktadır. 6. Mitridatesin oğlu 2. Pharnakenin Romalılara
yenilmesiyle yöremizde tam bir Roma egemenliği başladı. M.Ö. 63de Pompeius,
Amasya ve Merzifon Bölgesini, Portus Bithinyaya bağladı. M.Ö.
395de İmparator Theodoriusun ölümüyle Roma ikiye bölündü, yöremizde
Bizans dönemi başladı ve İstanbul’dan yönetildi. Bölgemiz, 4.yüzyılda Hazar
Hükümdarı Salih Han Komutasındaki PEÇENEK ve KUMANLAR tarafından
ele geçirildi. Ancak Bizans İmparatoru Marsiyanus 541 yılında bölgeyi
tekrar Bizans topraklarına kattı. Justinyanus zamanında bölgede güvenlik
sağlandı ve imar çalışmaları hızlandırıldı. 761 yılında Emir Malik komutasındaki
Abbasiler, Bizans ordusunu büyük bir yenilgiye uğrattı ve böylelikle yöremizde
Abbasi egemenliği başlamış oldu. Abbasilerle Bizans arasında birkaç kez el
değiştiren bölgemiz, Abbasilerin son dönemlerindeki güçsüzlüklerinden yararlanmayı
bilen Bizanslılarca 965’de yeniden ele geçirildi. Orta Karadeniz ilçesi olan Merzifon,
Amasyalı Coğrafya Bilgini STRABON’a göre, PHALEMONİTİD adlı bir yerleşim
yeri idi. Bulunduğu ovaya FAZEMON deniliyordu. M.Ö. 64’de Romalı Komutan Pompei,
Pontus Kralı Mitridatı savaşta yendikten sonra, bu bölgede uzun bir inceleme gezisine
çıkmış ve PHAZEMONİTİTe de uğramıştır. (Buranın yüzyıllardır adı birçok kez
değişen MERZİFON olması güçlü bir olasılıktır.) Merzifon, M.Ö. 20 yıllarında, İmparator
OGÜST tarafından bayındır bir duruma getirilmiş ve adı FAZEMON NEOPOLİS
olarak değiştirilmiştir.
M.Ö. 5.yüzyılda FAZEMON NEOPOLİS, Bizans topraklarına katılmış ve Merzifon
adıyla anılmaya başlanmıştır. Amasya Tarihinin yazarı Hüseyin Hüsamettin Bey,
Merzifon’un en az iki bin yıllık tarihi olduğundan söz eder. Merz sözcüğünün
Farsa da SINIR, YEREL ve SESSİZLİK anlamına geldiğini, sonundaki FON
takısının PONT sözcüğünün Arapçalaştırılmışı olduğunu söyler. Buna göre Merzifon,
Pont Sınırı ya da Pont Karargâhı anlamına gelmektedir. Alman Bilginlerinden,
Doğu Ülkeleri Tarihçisi MORTMAN, 1850 yılında, Samsun üzerinden Merzifon’a
uğramış, o da Merzifon’un en az iki bin yıllık bir geçmişi olduğunu ve eski çağlardaki
adının PRAZEMON olduğunu yazmıştır. M.Ö. 334’de Makedonyalı Büyük İskender
Anadolu’yu ele geçirip savaşta Daryüsü (Dara) yenince bütün Kapadokya (Amasya,
Tokat, Sivas, Erzincan; Erzurum, Gümüşhane, Rize, Trabzon, Samsun, Çorum ve
Yozgat tan oluşan bir bölge) İskender’in egemenliği altına girmiştir. Daha sonraları
yörede İran Valisi olarak görev yapan Mitridat, İran’dan ayrılarak bağımsız bir devlet
kurmuştur. Mitridat soyundan gelen hükümdarlar, Amasya’yı kendilerine başkent
yapmışlardır. Ctitesin torunlarından 5. Mitridat M.Ö. 222de şimdiki Merzifon’un yerinde
bir kale yaptırarak Amasya ve Osmancık Boğazlarını koruma altına almış, buraya da
Merzifon, Merzipan, Merziban denilmiştir.
Amasya Tarihinin yazarı Hüseyin Hüsamettin Bey, Hülasatül-Fetva adlı bir kitabın
arkasındaki Sadettin Muhammed-ül Merzifoni, Elmüştehir Bisad-İrrumi adlı bir kişinin
Rebiül-Ahir (Arapça ayların dördüncüsü) 793 tarihli, bir kenar notunda, kendi lakap ve
imzası El Mevsüm Medinetül Bi-Merziban Kentinden diye adlandırdığını yazmıştır. Mer
ziban adı, bazı eski yayınlarda da geçer. Farsça Sınır Bekçisi anlamındadır. Kamüs
-ü Türki: Marsıvan, Merzifon sözcüklerinin sınır görevlisi (bekçisi) anlamına gelen,
Merziban sözcüğünden kalma olduğunu yazmaktadır. (S.1256) Merzifon’un kuzey
yönü, Vezir köprü bölgesi, bu satraplığın sınırını oluşturduğuna göre Merziban ya da
Merzipont adları bu açıklamaya uygun görünmektedir.
Bu aktarılanların ışığında, türlü tarihi kayıt ve söylentilere göre, Merzifon’un milattan bi
kaç yüzyıl önce kurulduğunu söyleyebiliriz. Merzifon ile ilgili sağlıklı denilebilecek bilgiler
, Sivas Sultanı Kadı Burhanettin yönetimindeki yerlerin Yıldırım Beyazıt tarafından
Osmanlı topraklarına katılmasıyla netleşmeye başlar. 1071de Horasan Selçuklu
larından Alparslan ile Bizans arasında geçen Malazgirt Savaşı, Bizansın
yenilgisiyle sonuçlanmış, Alparslan, savaşta yararlılıkları görülen Melik Danişment
Ahmet Gaziye, yaptıklarının ödülü olarak ele geçirdiği yerlerin yönetimini armağan
etmiştir. Daha sonra bu yöreyi, İzzettin Kılıçaslan (İkinci Kılıçaslan) 1174 tarihinde
tümüyle ele geçirerek Danişmentli yönetimine son vermiş, Merzifon da diğer kentlerle
birlikte Selçukluların yönetimi altına girmiş, bölgedeki Danişmentli egemenliği
103 yıl sürmüştür.
Anadolu Selçuklularının dağılmasından sonra yöremiz Moğolların (İlhanlılar) istilasına
uğramıştır. Moğol Valilerinin bölgeye ve bölge halkına birçok zararları olmuştur.
Halit Ethem Beyin Düveli İslamiyet Tarihine göre Kadı Burhanettin, Akkoyunlular
ile Divriği Karabel’de yapılan savaşta ölünce komutanları onun yerine oğlu Zeynel
Abidini getirmek istemişlerse de Akkoyunlular ve Timur tehlikelerine karşı koyamaya
caklarını anlayıp Osmanlıların koruması altına girmişlerdir. Sultan Yıldırım Beyazıt Sivas’a
kadar gelerek kenti teslim almış, böylece bölgede Osmanlı egemenliği başlamıştır. Merzi
fon’un bu tarihten sonra hızla geliştiği kentteki yapıların tarihçelerinden anlaşılmaktadır. Mer
zifon ve Havzada 1350-1398 yılları arasında Taşanoğulları egemendi. Taşan
oğulları, Danişmentliler ve Osmanoğulları ile birlikte Anadolu’ya gelen bir Türkmen
boyudur. Yıldırım Beyazıt 1393de Çorumda Kadı Burhanettin’i yenip Amasya’yı
alınca Taşanoğulları kendiliklerinden Osmanlılara katılmışlardır.
Merzifon’un maden yatakları bakımından çok zengin olması, açık bakır yataklarının
bulunması yöredeki yoğun yerleşimlerin başta gelen nedenlerindendir. Coğrafi
koşulların ticarete uygunluğu da bu gelişmeyi iteleyen, ivme kazandıran öneml
i nedenler arasındadır. M.Ö. 4. binde yöremizde görülen ilk yerleşimler,
madenlerin işletilmesiyle gelişerek M.Ö. 3. binde Anadolunun en zengin beyliklerinin
buralarda ortaya çıkmasına olanak sağlamıştır. İlk yerli halklardan sonra, bugün Hititler
olarak bildiğimiz boy, M.Ö. 2. binin başlarından başlayarak yöreye egemen
olmuştur. Hıristiyanlığın ortaya çıkışında ve gelişmesinde en etkin rolü oynayan ilk
Yedi Kilise buralarda kurulmuş, bunu diğerleri izlemiştir. 1071 Malazgirt Zaferinden
sonra, Anadolu Selçukluları ile birlikte bölgede Türk egemenliği başlamıştır. Merzifon
’un ne zaman ve kimlerce kurulduğu zamanımızda da kesinlik kazanmış değildir.
Bununla birlikte, Anadolu Selçukluları Devletinin kuruluşundan çok daha önceleri,
Bizans döneminde bile bir yerleşim yeri olduğu bilinmektedir. Özellikle Gelgiras
(Çatalkaya), Aktarla (Nureni) Oymaağaç, Bulak Koç Köy, Alişar ile kent merkezindeki
Bizans ve önceki dönemlere özgü kalıntılar bu görüşün kesin kanıtları olarak,
şimdi de ayaktadır. 6. Mitridatesin oğlu 2. Pharnakenin Romalılara yenilmesiyle
yöremizde tam bir Roma egemenliği başladı. M.Ö. 63de Pompeius, Amasya ve
Merzifon Bölgesini, Portus Bithinyaya bağladı. M.Ö. 395de İmparator Theodoriusun
ölümüyle Roma ikiye bölündü, yöremizde Bizans dönemi başladı ve İstanbul’dan
yönetildi. Bölgemiz, 4.yüzyılda Hazar Hükümdarı Salih Han Komutasındaki PEÇE
NEK ve KUMANLAR tarafından ele geçirildi. Ancak Bizans İmparatoru Marsiyanus 541
yılında bölgeyi tekrar Bizans topraklarına kattı. Justinyanus zamanında bölgede
güvenlik sağlandı ve imar çalışmaları hızlandırıldı. 761 yılında Emir Malik komuta
sındaki Abbasiler, Bizans ordusunu büyük bir yenilgiye uğrattı ve böylelikle yöremizde
Abbasi egemenliği başlamış oldu. Abbasilerle Bizans arasında birkaç kez el
değiştiren bölgemiz, Abbasilerin son dönemlerindeki güçsüzlüklerinden yararlan
mayı bilen Bizanslılarca 965’de yeniden ele geçirildi. Orta Karadeniz ilçesi olan
Merzifon, Amasyalı Coğrafya Bilgini STRABON’a göre, PHALEMONİTİD adlı bir yerl
eşim yeri idi. Bulunduğu ovaya FAZEMON deniliyordu. M.Ö. 64’de Romalı Komutan
Pompei, Pontus Kralı Mitridatı savaşta yendikten sonra, bu bölgede uzun bir
inceleme gezisine çıkmış ve PHAZEMONİTİTe de uğramıştır. (Buranın yüzyıllardır
adı birçok kez değişen MERZİFON olması güçlü bir olasılıktır.) Merzifon, M.Ö. 20
yıllarında, İmparator OGÜST tarafından bayındır bir duruma getirilmiş ve adı
FAZEMON NEOPOLİS olarak değiştirilmiştir.
M.Ö. 5.yüzyılda FAZEMON NEOPOLİS, Bizans topraklarına katılmış ve Merzifon
adıyla anılmaya başlanmıştır. Amasya Tarihinin yazarı Hüseyin Hüsamettin Bey,
Merzifon’un en az iki bin yıllık tarihi olduğundan söz eder. Merz sözcüğünün Farsa
da SINIR, YEREL ve SESSİZLİK anlamına geldiğini, sonundaki FON takısının
PONT sözcüğünün Arapçalaştırılmışı olduğunu söyler. Buna göre Merzifon, Pont
Sınırı ya da Pont Karargâhı anlamına gelmektedir. Alman Bilginlerinden,
Doğu Ülkeleri Tarihçisi MORTMAN, 1850 yılında, Samsun üzerinden Merzifon’a
uğramış, o da Merzifon’un en az iki bin yıllık bir geçmişi olduğunu ve eski çağlardaki
adının PRAZEMON olduğunu yazmıştır. M.Ö. 334’de Makedonyalı Büyük İskender
Anadolu’yu ele geçiriR.
Tokat, Sivas, Erzincan; Erzurum, Gümüşhane, Rize, Trabzon, Samsun, Çorum ve
Yozgat tan oluşan bir bölge) İskender’in egemenliği altına girmiştir. Daha sonralar
ı yörede İran Valisi olarak görev yapan Mitridat, İran’dan ayrılarak bağımsız
bir devlet hükümdarlar, Amasya’yı kendilerine başkent yapmışlardır. Ctitesin torun
larından 5. Mitridat M.Ö. 222de şimdiki Merzifon’un yerinde br kale yaptırarak
Amasya ve Osmancık Boğazlarını koruma altına almış, buraya da Merzifon,
Merzipan, Merziban denilmiştir.
Amasya Tarihinin yazarı Hüseyin Hüsamettin Bey, Hülasatül-Fetva adlı bir kitabın
arkasındaki Sadettin Muhammed-ül Merzifoni, Elmüştehir Bisad-İrrumi adlı bir
kişinin, Rebiül-Ahir (Arapça ayların dördüncüsü) 793 tarihli, bir kenar notunda,
kendi lakap ve imzası El Mevsüm Medinetül Bi-Merziban Kentinden diye
adlandırdığını yazmıştır. Merziban adı, bazı eski yayınlarda da geçer. Farsça
Sınır Bekçisi anlamındadır. Kamüs-ü Türki: Marsıvan, Merzifon sözcüklerinin
sınır görevlisi (bekçisi) anlamına gelen, Merziban sözcüğünden kalma olduğunu
yazmaktadır. (S.1256) Merzifon’un kuzey yönü, Vezir köprü bölgesi, bu satrap
lığın sınırını oluşturduğuna göre Merziban ya da Merzipont adları bu açıkla
maya uygun görünmektedir.
Bu aktarılanların ışığında, türlü tarihi kayıt ve söylentilere göre, Merzifon’un milattan
birkaç yüzyıl önce kurulduğunu söyleyebiliriz. Merzifon ile ilgili sağlıklı denilebilecek
bilgiler, Sivas Sultanı Kadı Burhanettin yönetimindeki yerlerin Yıldırım Beyazıt
tarafından Osmanlı topraklarına katılmasıyla netleşmeye başlar. 1071de
Horasan Selçuklularından Alparslan ile Bizans arasında geçen Malazgirt Savaşı,
Bizansın yenilgisiyle sonuçlanmış, Alparslan, savaşta yararlılıkları görülen Melik
Danişment Ahmet Gaziye, yaptıklarının ödülü olarak ele geçirdiği yerlerin yönetimini
armağan etmiştir. Daha sonra bu yöreyi, İzzettin Kılıçaslan (İkinci Kılıçaslan) 1174
tarihinde tümüyle ele geçirerek Danişmentli yönetimine son vermiş, Merzifon
da diğer kentlerle birlikte Selçukluların yönetimi altına girmiş, bölgedeki
Danişmentli egemenliği 103 yıl sürmüştür.
Anadolu Selçuklularının dağılmasından sonra yöremiz Moğolların (İlhanlılar) istilasına
uğramıştır. Moğol Valilerinin bölgeye ve bölge halkına birçok zararları olmuştur.
Halit Ethem Beyin Düveli İslamiyet Tarihine göre Kadı Burhanettin, Akkoyunlular
ile Divriği Karabel’de yapılan savaşta ölünce komutanları onun yerine oğlu Zeynel
Abidini getirmek istemişlerse de Akkoyunlular ve Timur tehlikelerine karşı koya
mayacaklarını anlayıp Osmanlıların koruması altına girmişlerdir. Sultan Yıldırım Beyazıt
Sivas’a kadar gelerek kenti teslim almış, böylece bölgede Osmanlı egemenliği
başlamıştır. Merzifon’un bu tarihten sonra hızla geliştiği kentteki yapıların tarih
çelerinden anlaşılmaktadır. Merzifon ve Havzada 1350-1398 yılları arasında

Taşanoğulları egemendi. Taşanoğulları, Danişmentliler ve Osmanoğulları
ile birlikte Anadolu’ya gelen bir Türkmen boyudur. Yıldırım Beyazıt 1393de
Çorumda Kadı Burhanettin’i yenip Amasya’yı alınca Taşanoğulları kendiliklerinden
Osmanlılara katılmışlardır.

Evliya Çelebinin Merzifon ile İlgili Anlattıkları (Seyahatnameden):
Altı gün Gör Köyünde konaklayıp yedinci günü kalkarak Merzifon Kalesine
geldik. Kale Danişmentlilerin yapısıdır. Yıldırım Beyazıt devrinde ele geçirilmiştir
. Sivas Eyaletinin Amasya Sancağına bağlı, kerpiçten yapılmış güzel bir kaledir.
İçinde ev yoktur. Cephane ve askeri malzemeleri koruyan koruyucuları vardır. Kent,
Pir Dede Sultan’ın vakfıdır. Kentin yöneticisi Kızlar Ağasıdır. Üç yüz akçelik kutsal
bir ilçedir. Kadısının yıllık altı kese altın geliri vardır. Türk ilidir. Halkı kusursuz
, sağlam, yumuşak huylu insanlardır. Ucuzluk ve bolluk içinde, düzenli yapıları olan
bir kenttir. Taşan Dağının güney eteğinde olup dörtbin kadar kiremit ve toprak damla
örtülü evi vardır. 44 mahalle, 74 camiidir. Eski Camii ile Medrese Önü Camii en
ünlüleridir. Medreselerinden, Sultan Murat’ın (Çelebi Sultan Mehmet) onarttığı
medrese dershanesi çok, bir fil yılı eğitim yapılan bir yerdir. Hadis bilimi bile
okunmaktadır. Havası güzel bir kent olduğundan halkı sağlıklı, sağlam
insanlardır. Antep pekmezi gibi güzel pekmezi, leziz ve sulu üzümü olur. Pir Dede
Tekkesinin çevresinde ve diğer yerlerde altı yüz dükkân vardır. Boyacı dükkânları
çoktur. İran boyasından daha iyi boya yaparlar. Mavi boyası ünlüdür. Kırım ülkesine
buradan tüccarlar, her yıl binlerce top pembe bez götürüp tutsaklar ile değiştirirler.
Kırım halkının ferace (uzun, siyah çarşaf) ve iç çamaşırları hep Merzifon bezidir.
Pembe ipliği de ünlüdür. Kentlilerin döşekleri alaca, yastıkları çizgili, hoş yorgan
yüzleri, çarşaf ve perdeleri çok ünlüdür.
MERZİFON
Şu “Taşan Dağı”nı dinleyin hele,
Rüzgârın türküsü, sesi Merzifon.
Deniz yok, ırmak yok, olmasa bile,
Ovalar sultanı, hası Merzifon.
Karpuz Çatlatan” ı, “Mercan Çeşmesi”,
Demle gör, ne hoştur çayın içmesi.
Sıçan”da gençlerin yarin seçmesi,
Bu da ilçemizin süsü Merzifon.
Beş bin yıl bilinen tarihe sorduk,
Piri Baba”mızla gönüller derdik.
Sağolsun vatanım, kelle de verdik,
Kara Mustafa”nın yası Merzifon.
Dolmakeşkeği yiyenler bilir,
Bir yiyen bir daha vallahi gelir.
Emekli olanlar yerleşir kalır.
Şu gören gözlerin ası Merzifon.
Halısı, çarşafı, dokuma, perde,
Üzüm bağlarımız şifadır derde.
Asya’yla Avrupa birleşir burada,
Doğudan batıya kesi Merzifon.
Bedesten”, “Taşhan”ı, “Saat Kulesi”,
Yesevi İlminin burada kalesi,
“Abdurrahim Rumi” hakkın kölesi,
Âlimi, irfanı, usu Merzifon.
Kılıç Dede”mizle zafere koştuk,
Kul Fakir Baba”yla gönülde coştuk,
Topçu Dede”mizle sınıflar geçtik,
Bunlar imanıma besi Merzifon.
İcat olmamışken lastikten teker,
Kırk devenin başını bir eşek çeker,
Süslüsü Püslüsü dışarıdan bakar,
Sorarım vatanın nesi Merzifon.
“Hazreti Resul”ün sırrına ermiş,
Bağrına “Ukaşe Sultan”ı vermiş,
Sırtında nübüvvet mührünü görmüş,
Sırlar âleminin sisi Merzifon.
SAHİBİ,bu kadar söyleme heri,
Bu şehir tarihin en güzel yeri,
Her ozan söylemiş, sen kalma geri,
Silinsin gönülün pası Merzifon.
MERZİFON NERESİDİR MERZİFON İSMİ NEREDEN GELMEKTEDİR.
İlçeinin adının kökeni hakkında iki varsayım mevcuttur:
  1. M.Ö.700’lü yıllarda Merzifon’un 4 km.doğusunda, bugünMarınca
  2. diye anılan köyün bulunduğu yerde, bölge valisibarsevimçkendi
  3. ismini taşıyan bir kasaba inşa ettirmiştir. Bu kasabanın adı
  4. zamanlamarsevinç,mersuvanve Merzifon şeklini almıştır.
  5. M.Ö.222’de bölge valisi 5. Mihridat tarafından, bugünkü Merzifon’un
  6. yerinde,Merzpondadında bir kale inşa ettirilmiş ve adımerzban,
  7. Merzifon şeklinde değişmiştir. ”Merz” kelimesi Farsça’da “sınır, maha
  8. l, sükun”, ”fon” sözcüğünün de pont’un arapçalaştırılmış hali olduğu,
  9. dolayısıyla ”Merzifon” sözcüğünün “Pond karargahı” anlamına geldiği
  10. açıklanmıştır.
Batı dillerinde Napon ile gecer olarak geçer.
2008 Genel Nüfus Sayımına göre nüfusu 137,300’dür. Bu nüfusun 105,500′
i şehir merkezinde, 31.800’ü köyde yaşmaktadır.SAMSUN-ANKARAkarayolu
uzerindedir.SAMSUN’a 109,ÇORUM’a 61,AMASYA’ya 45,ANKARAya 311,
İSTANBULa 600 km mesafededir.

MERZİFONDA NÜFUS

İlçenin nüfusu 2000 yılı genel nüfus sayımına göre, 67281’dür. Bunun 45613’i ilçe
merkezinde, 21668’sı köy ve kasabalarda yaşamaktadır. Yüzölçümü ise 845 km²’dir.
İlçe bağlısı olarak merkez hariç olmak üzere ilçe merkezine bağlı; 1Belde,
69kÖYve?mahalledenoluşmaktadır.
  • Asker hastanesi(Hava hastanesi)
  • Merzifon Kara Mustafa Paşa Devlet Hastanesi
  • 5 adet aile sağlığı merkezi,Verem Savaş dispanseri
  • 1 özel tıp merkezi(Onur Tıp Merkezi)
  • 30 eczane
Amasya Merzifon Havaalanı, 2008’den itibaren sivil trafiğe açıldı. Daha önce
sadece Askeri iken adı5. Ana Jet Üs KomutanlığıMerzifon Havaalanı
iken sivil oluncaAmasya Merzifon Havaalanıadını almıştır.İstanbul Atatürk-
Merzifon arasındaTHYsefer yapmaktadır.Seferler pazartesi, salı, çarşamba,
cuma günleriİstanbul’dan 17:00’daMerzifon’dan ise 19:00’da kalkmaktadır.
İlçede5. Ana Jet Üs KomutanlığıveRadar Mevzi Komutanlığımevcuttur.
İlçe Jandarma Komutanlığı ve Askerlik Şube Başkanlığı dışında kalan
topçu alayı yer değiştirmek suretiyle ilçemize 229. Motorize Piyade alayı
konuşlandırılmıştır. Bu alay daha sonraları Motorize Piyade Taburuna
dönüştürülmüş ve Çankırı’ya taşınmıştır. Alay yerleşkesine daha sonra polis
meslek eğitim merkezi acılmıştır.
  • Merzifonlu Kara Mustafa Paşa
  • Piri Baba
  • Merzifonlu Çalık Hacı Ali Paşa
  • Gül Baba
  • Prof.Dr.Nevzat Tarhan
  • Prof.Dr.Ali KARADUT
  • Prof.Dr.Muazzez İlmiye Çığ
  • Prof.Dr.Mustafa Kemal Sayar
MERZİFONUN KÖYLERİ TÜM:LİSTE
Akören•Akpınar•Aksungur•Aktarla•Alıcık•Alişar•Aşağıbük•Bahçecik
(urumcuk) •Balgöze•(emert)Bayat•Bayazıt• Belvar,KayadüzüBulak•
Büyükçay•Çamlıca•Çavundur•Çaybaşı•Çayırköy•Çayırözü•Çobanören
•Demirpınar•Derealan•Diphacı•Elmayolu•Esentepe•Eymir•Gelinsini•
Gökçebağ•Gümüştepe•Hacet•Hacıyakup•Hanköy•Hayrettinköy•Hırka
•İnalanı•Kamışlı•Karacakaya•Karamağara•Karamustafapaşa(marınca)
•Karatepe•Karşıyaka•Kıreymir•Kızıleğrek•Koçköy•Kuyuköy•Küçükçay
•Mahmutlu•Ortabük•Ortaova•Osmanoğlu•Oymaağaç•Oymak•Pekmezc
i•Saraycık•Sarıbuğday•Sarıköy•Sazlıca(ilemi) •Şeyhyeni•Türkoğlu
•Uzunyazı•Yakacık(muşruf) •Yakupköy•Yalnız•Yenice•Yeşilören•Yolüstü
(Gölköyü veya Körköyü) •Yukarıbük
TARİH
Köyün adının nereden geldiği ve geçmişi hakkında bilgi yoktur fakat eski
ismi avren olarak bilinmektedir.Bir rivayate göre beyaz el örgüsü çok yapıl
dığı için akören ismi verilmiş.
Köyün yemekleri’ ‘pıtıl sacüstü bişi pide keşkek somun ekmegi hashaslı sini
vecörek
Amasya iline 56 km, Merzifon ilçesine 9 km uzaklıktadır.
Köyün iklimi,Karadeniz iklimietki alanı içerisindedir.
Yıllara göre köy nüfus verileri
2007
2000 857
1997 751
Köyün ekonomisitarım ve hayvancılığadayalıdır.
Köydeilköğretimokulu vardır. Köyün hemiçme suyu şebekesivekana
lizasyon şebekesi vardır.sağlık ocağı bulunmaktadırKöye ayrıca ulaşımı sağ
layan yolasfaltolup köydeelektirikve sabit telefonvardır.Akören köyü eski
(yukarı) yeni (aşagı) köy olarak ikiye eyrılmaktadır.Ayrılma sebebi eski (yukarı)
köyün sık sık sel baskınlarına maruz kalması sonucu devlet tarafından
yeni yerleşim yeri oluşturulmuşağı köy afet evleriolarak adlandırılmıştır.
Akören köyünde birisi yeni (aşagı köyde)diger ikisi ise eski (yukarı köyde)
olmak üzere üç cami bulunmaktadır. Günümüzde her iki bölge de
yaşam alanı olarak kullanılmaktadır.Bu durum özellikle ormanlar agaçlan
dırılıp yukarı köyü su basması olayları sona ermesinden itibaren gerçekleşmiştir.
MERZİFON AKPINAR KÖYÜ
Köyün eski adi Üskü´dür. Köydeki meşhur Çırçır Çeşmesi’nden esinlenerek
“Akpınar” adı verilmiştir.
Köyüngelenekhakkında bilgi yoktur. Yemekleri yaprak sarma, keskek
ve somun ekmek tüketilmektedir.Ayrica Palüla denilen köye özgü bir hamur
yemegi vardir.
Amasya iline 65 km, Merzifon ilçesine 20 km uzaklıktadır.
Köyün iklimi,Karadeniz iklimietki alanı içerisindedir.
Yıllara göre köy nüfus verileri
2007
2000 417
1997 414
Köyün ekonomisitarımvehayvancılığadayalıdır.
Köyde,ilköğretimokulu vardır ancak kullanılamamasının yanı sıra taşımalı eğitimden yararlanılmaktadır. Köyün hemiçme suyu şebekesihemkanalizasyon

şebekesi vardır.PTTşubesi vardır ancak PTT acentesi yoktur.Sağlık
ocağıvardır ancak sağlık evi yoktur. Köye ayrıca ulaşımı sağlayan yol
asfaltolup köydeelektrikve sabittelefonvardır

AksungurAmasya ilinin Merzifon İlçesine bağlı tarihi, güzel ve şirin bir köydür.
Aslı Türkçe olan Aksungur kelimesi, Sözlükte doğana benzeyen beyaz,
yırtıcı ve avcı bir kuş anlamına gelmektedir.
Aksungur kelimesinin, Türk tarihi boyunca bazen insan ismi bazen soyismi,
bazen de yer veya mekân ismi olarak kullanıldığı görülmektedir.
Mekân ismi olarak kullanılmasının, genellikle o yerde yaşayan meşhur
Türk büyüğünün bu ismi taşımasından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
Aksungur kelimesinin günümüzde de, geçmişte olduğu gibi hem insan
ismi, hem soyismi hem de mekân ismi yani yerleşim yeri ismi olarak
kullanılmakta olduğu görülmektedir.
Amasya ili Merzifon ilçesi Aksungur köyünün adına ve tarihine gelince:
Değişik tarihi kaynaklardan anlaşıldığına göre bu köyün adı, Türk Milletinin
Ata Yurdu olan Orta Asya’dan Anadolu’ya ilk gelen akıncı beylerinden büyük
kumandan, Serdar-ı AzamKaşimüddevle AKSUNGUR‘dan gelmektedir.
Kaşimüddevle Aksungur; büyük Türk Milleti’nin Orta Asya’daki Piri, Şeyh
Ahmet Yesevi’nin, Anadolu’ya irşad ve manevî fetih için gönderdiği
erenler kervanındandır. Büyük bir manevi ağırlığa sahip olduğu kadar,
cesur-yağız bir komutan özelliğine de sahip olan Kaşimüddevle
Aksungur, aynı zamanda Selçuklu Hükümdarı Melikşahın en yakın
adamlarından birisidir. Aksungur, Büyük Selçuklu İmparatorluğunda Halep
valiliği yapmış, İran Fatımileri ile büyük mücadelelere girmiş, Musul –
Trablusgarp seferlerini zaferle bitirmiş muzaffer bir Türk ve İslam Kumandanı
ve büyüğüdür.
Kaşimüddevle Aksungur, Büyük Selçuklu İmparatorluğunun dirayetli valisi
ve cihangir bir kumandanı olduğu dönemlerde büyük oğluSunguroğlu’nu
fetih ve irşad için güçlü bir akıncı birliğinin başında küçük asya adıyla meşhur
olan Anadolu’nun içlerine göndermiştir. Babası gibi dini, ilmi, idari, insani,
ahlaki, askeri, sosyal ve kültürel yönlerden mükemmel yetişen yağız ve
cengaver asker Sunguroğlu, babası Kaşimüddevle Aksungur’un emrini alır
almaz derhal batıya Kızılelmaya doğru sefere çıkmış ve kısa sürede Anadolu
içlerine gelmiştir. Orta Anadolu ile Orta Karadeniz bölgelerinde başarı
ile yürüttüğü fetih hareketlerinden sonra bütün ordu ve tebası ile birlikte bu günkü
Amasya ilinin Merzifon ilçesine bağlı Aksungur Köyünün bulunduğu yere
ulaşmıştır. Havasını, suyunu ve askeri-stratejik konumunu çok sevdiği bu bölgeye
derhal merkez karargahını kuran Sunguroğlu, daha sonra bu mekâna yerleşmiş
ve dünya tarihlerinde, “Bin Köy Bölgesi” diye bilinen büyük bir alanı, yıllarca bu
günki Aksungur Köyünün bulunduğu merkezden idare etmiştir.
Aksungur Köyü Büyük Selçuklu İmparatorluğu ve Anadolu Selçuklu Dev
leti zamanında Aksungur adı ile anılmış bu adla tanınmıştır. Ve özellikle Sungu
roğlu’nun bölgeye hakim olduğu dönemlerde çok parlak günler yaşamıştır.
Aksungur yüzyıllar boyunca da Osmanlı İmparatorluğu’nun tahtı hükmünde
bulunmuştur. Bu dönemde de eski görkemli günlerine benzer günler yaşa
mıştır. Ne varki Osmanlı hükümranlığında bazı dönemlerde adı Gemerez diye anılmıştır.
İlk dönemlerde Aksungur, daha sonraki dönemlerde Gemerez adı ile anılan
Merzifon’un bu güzide köyü, Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulduktan sonrak
i yıllarda, tekrar tarihin derinliklerinden gelen ve öz Türkçe olan ‘AKSUNGUR
‘ ismini almıştır. Köy günümüzde resmen bu adı taşımakta, bu adla bilinmekte
ve bu adla anılmaktadır…
Aksungur; Merzifon’un en köklü tarihe, en güvenli konuma, en güzel manzaraya
ve yaz-kış en ılıman iklime sahip, temiz, güzel, şirin, kültür seviyesi yüksek geliş
miş bir köyüdür. Alt yapısını yetmişli yılların sonu ile seksenli yılların başında
bitirmiş olan bu seçkin köy, günümüzde Merzifon’un, çok derin bir maziye
ve çok parlak bir geleceğe sahip köylerinden birisi özelliğini taşımaktadır…
Köyün örf, adet, gelenek ve görenekleri, Karadeniz ve İç Anadolu Bölgele
rinin karakteristik kültür özelliklerini taşımaktadır. Aksungur Köyü ve çevresinde
, Türklerin eski örf, adet, gelenek ve göreneklerini hatırlatan ve yansıtan birçok
kültürel birikim halen yaşatılmaktadır. Aksungur Köyünde; kına geceleri, zamah
geceleri, köy meydanında ateş yakılarak kutlanan düğün maşalamaları, sin sin
oyunu, gelin ve güvey hamamları, 6 Mayıs günü kutlanan Hıdırellez eğlenceleri
ve yine Hıdırellez günü evin büyüğü tarafından sabah erkenden gerçekleş
tirilen ekili tarla ziyaretleri gibi adetler, bütün ihtişamı ve görkemi ile
devam etmektedir. Çocukların oynadığı bildirbi, saklanbaç, dombilis, çelik
çomak, körebe, ortada ebe, ezebize gibi oyunlar da köyün kültürüne
ayrı bir güzellik katmaktadır. Bayram eğlenceleri ve ziyaretleri, Arefe
günleri topluca gerçekleştirilen kabristan ziyaretleri de köyde, halen büyük bir
itina ile yaşatıl
maktadır.
Köyde evlerde hazırlanan baklava, kabak tatlısı ve kadayıf gibi tatlılar çok meşhurdur.
Kekler ve kurabiyeler de ayrı bir önem taşımaktadır. Somun ekmeği, yufka ekmeği
, etli pide, peynirli pide, soğanlı pide, domatesli pide, pıtıl, bişi, sac üstü, yağlı
çörek, burma çörek, cızlak, ve su böreği gibi hamur işleri de çok yaygındır.
Köyde, Çatal çorba, katıklı çorba, yoğurtlu çorba, sütlü çorba, ekmek aşı,
yaprak dolması, lahana dolması, yaprak sarması, lahana sarması, yeşil
mercimek gallesi, patates yahnisi, bulgur pilavı ve erişte gibi yemekler pişiril
mekte ve damak tadıyla yenilmektedir. Ayrıca özellikle bayram gecelerinde
pişirilen ve bütün yörede meşhur olan keşkek de köydeki taş fırınlarda
ve çömleklerde akşamdan sabaha kadar fırının sıcaklığında pişirildiğinde
ayrı bir lezzetle yenilmektedir.
Köy halkının kültür seviyesi oldukça yüksektir. Emekli sayısı her geçen gün daha
da artmaktadır. Okumuş ve yüksek mevkilere gelmiş insanlarının çokluğu ile
bilinen Aksungur köyünden halen Devletin bütün kurumlarında görev yapan
kişilere rastlamak mümkündür…
Aksungur köyü, 800 m . rakımlı, Amasya iline 44km., Merzifon ilçesine
5km. uzaklıktadır. Köyün yerleşim alanı geniş ve düzlüktür. Etrafı yeşillik
ve bahçeliktir. Kuzey tarafinda köy korusu, yaylalar ve yazın ılık ılık esen rüz
gar; güney tarafında dümdüz geniş tarlalar, bağlar, bahçeler ile Yedikır Barajı,
100. Yıl Barajı, 5.Ana Jet Üssü ve güzel manzaralı Merzifon Ovası; doğu tara
fında yaz kış suyu kesilmeyen çeşmeleri, yeşillikleri ve yazın şırıl şırıl akan dere
suları ile meşhur köyderesi, kavak, sögüt, ceviz, iğde, erik ve diğer mey
valardan oluşan bahçeler, DSİ sulama göleti; batı tarafında engin düzlükler, Kara
mustafa Paşa Köyü arazisi, Tavşan dağı ve güzel bir manzara oluşturan Merzifon
binaları…
Aksungur köyünün çevresi ile ulaşımını ve giriş çıkışı sağlayan dört yöne doğru dört
ayrı ana yol bulunmaktadır. Bunlardan biri köyün güneyinde Merzifon-Samsun kara
yoluna inen, 3km. uzunluğundaki asfalt anayol, biri köyün batısından doğruca Mer
zifon’a giden 3km. uzunluğundaki stabilize eski yol, biri köyün doğusundan
komşu köy Çobanören’e giden 3km. uzunluğundaki stabilize yol, biri de köyün ku
zeyinden köy korusuna, yaylalara ve oradan da Osmanoğlu köyüne giden stabi
lize yoldur. Aksungur köyünün hiçbir şekilde hiçbir yere ulaşım sorunu yoktur…]
Aksungur Köyü, genellikle Karadeniz ikliminin etki alanı içerisindedir. Köyde yazın
serin, kışın ılıman bir iklim hüküm sürmektedir. Kışın fazla kar tutmayan, ayaz ve
don olaylarına fazla rastlanmayan bir hava hakimdir. Bahar aylarında bolca yağmur
alan köyün yaz ve sonbahar aylarında özellikle öğleden sonra başlayıp akşama ka
dar devam eden tatlı tatlı esen ılık ve yumuşak rüzgarı, insana büyük bir gönül
rahatlığı ve esenlik vermektedir…
Aksungur köyünün nüfusu, 2000 yılı nüfus sayımına göre 260 kişidir. Köyde memu
riyet dışında iş amaçlı olarak gurbete çıkma ve göç verme olayına fazlaca rastlan
mamaktadır. Çünkü köy, sahip olduğu geniş tarım ve hayvancılık imkânları ile kendi
kendisine yetecek konumdadır. Ancak köydeki okuma oranının fazla olması ve oku
yan nüfusun görev icabı köyden ayrılması sebebi ile köyün nüfusu fazla artmamak
ta ve fazla değişiklik göstermemektedir.
Köyün ekonomisi genellikle tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Ancak resmi görevleri
sebebi ile köy dışında yaşayan insanların köyden irtibatlarını koparmamaları ve
her fırsatta köye ve köydeki yakınlarına ekonomik katkıda bulunmaları da göz
ardı edilecek kadar küçük ve hafife alınacak kadar basit bir katkı değildir.
Yerleşim yerinin yıllar önce köy tüzel kişiliğini alması ile birlikte köyün tüzel
kişiliğini temsil etmesi için Köy muhtarlığı seçimleri de muntazam bir şekilde yapı
lmaktadır.
Köyde, ilköğretim okulu vardır. Köyün 30 yıldır var olan içme suyu şebekesi saye
sinde evlerde devamlı su bulunmaktadır. Ayrıca köy merkezindeki çift lüleli ve çift
oluklu büyük çeşme ve mahalle çeşmelerinden de bol miktarda sürekli su akma
ktadır. Köyde yaklaşık 30 yıldır kanalizasyon şebekesi vardır ve faaldir. 30 yıldan
fazla süredir PTT acentası, elektrik ve sabit telefon da bulunan Aksungur’da köyiçi
ve sokaklar asfalt çakılı ile kaplıdır. Köyün ulaşımını sağlayan ana yol asfalttır.
Aksungur Köyünün dış bağlantıları çok mükemmeldir. Köy üç km uzunluğundaki ana
asfalt yolu ile Ankara – Samsun ve Istanbul – Samsun karayoluna bağlanmaktadır.
Bu sayede Türkiye’nin her yerine ve yönüne açılabilmektedir. Bu yol yaz kış
kati şekilde kapanmamaktadır. Köyün hiçbir şekilde hiçbir yere ula
şım sorunu bulunmamaktadır…
Köyün eski adı olanNor AniErmenice”Yeni Ani” anlamına gelir.Karsyakınların
daki ünlüAnikentinden gelen Ermeni muhacirler tarafından 14. yüzyıldaki
Timursavaşları sırasında kurulmuştur.Osmanlıdöneminin sonlarına dek Ermeni
köyü idi. Diğer bir rivayete göre de köyün ismi caminin içinde Nuri Dede
isimli bir yatır bulunmak
tadır. Bu isim, Nuri Eli, Nureli, Nurani şeklinde değişerek Nureni ismini almıştır
. Daha sonre yakın bir zamanda da bu isim Aktarla olarak değişmiştir.
Köyde yemek olarak keşkek meşhur bir yemektir. Genel olarak bayram sabah
ları yenir. Köyün bir diğer önemli yemeği de yaprak sarmasıdır. Köyde ekmekler
, kara fırın adını verdiğimiz köy fırınlarında yapılmaktadır. Köy fırınların da fırın
tam ısınmadan önce pideler pişirilir. Daha sonra burada köy somunu ya da
haşhaşlı ekmek pişirilir.
Amasya iline 66 km, Merzifon ilçesine 21 km uzaklıktadır.
Köyün iklimi,Karadeniz iklimietki alanı içerisindedir.
Yıllara göre köy nüfus verileri
2007
2000 214
1997 181
Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Düz bir arazide bulunması,
yedikır barajından sulanması köyü tarıma uygun hale getirmektedir. Tarım ürün
leri olarak soğan, buğday, elit, şeker pancarı vb. ürünler yetiştirilmektedir
. Az miktarda sebzecilik de yapılmaktadır. Köyün arazisi, ayçiçeği, nohut,
mercimek, arpa, kavun ve karpuzun da yetiştirilmesine elverişlidir. Köyün arazi
sinin tamamının tarımda kullanılması ve meranın da olmaması nedeniyle büyük
baş hayvancılık fazla gelişmemişdir.
Köyde,ilköğretimokulu vardır ancak kullanılmamakta ve taşımalı eğitimden
yararlanılmaktadır. Köyüniçme suyuşebekesi ve [kanalizasyon şebekesi]
vardır. Köyün PTT şubesi yoktur, Ptt acentası vardır. Sağlık ocağı ve sağlık
evi yoktur. Köyü Merzifon ve Suluova’ya bağlayan yolasfalttır. Köyünelektrik
ve sabit hat telefonu vardır.
MERZİFON ALICIK KÖYÜ:
Bu köyün adı 1530 tarihli tahrir defterinde “Alıccık” olarak geçer. Yine aynı
kaynağa göre Argoma nahiyesine ve Ladik kazasına bağlı olduğu kayıtlıdır.
Ladik kazası da Amasya sancağına bağlıdır. Osmanlının son döneminde
nahiye olduğu anlaşılan Alıcık bugün hala nahiyedir. Bu nahiye hakkında Anadolu
Nazırı Moğol Kumandanı Ilıcak Nuyin’in çiftliği olduğu da ileri sürülmektedir
. Ilıcak adından “Alıccık” ve “Alıcık” olduğu görülür. Dolayısıyla Alıcık nahiyesinin
1200-1300’lü yıllarda kurulduğunu ileri sürebiliriz.
ALICIKköyünü tanıtmaya başlarken ilk önce köyünün isminin nereden geldiği
konusunda bilgi vermek gerekirse; bu konu da çeşitli rivayetler bulunmaktadır
bunlardan bir tanesi; yaklaşık beş yüz yıl önce şu anda eski Alıcık diye tabir
edilen bölgeye eşkıya takibi yapan askerler konaklamak için durmuşlar, bu bölgede
bulunan su kuyusuna Ali isimli bir asker düşmüş bu olaya köy halkı çok üzülmüş,
o günden sonra bu bölgenin adına Alicik olarak söylenmiş daha sonra köyümüzün
ismi de günümüze kadar Alıcık olarak değişerek gelmiştir. Köylülerimiz ve
çevre köyler arasında Alucuk diye de söylenmektedir.
Tarihçesi :Alıcık köyü ile Merzifon ilçesinin kuruluş tarihi kesin olarak bilinme
mekle beraber Doğu Roma İmparatorluğu zamanından beri kalabalık bir
şehir olduğu ve bilahare Osmanlı Devletinin intikaline müteakip Tanzimat
devrinde yapılan mülki değişikliklerle ilçe haline getirildiğini ve karakolunda
böylece teşekkül ettiği anlaşılmaktadır. OCAK 1984 tarihinde Alıcık
Bucak J.Tk.K.lığı söndürülerek Merzifon İlçe J.K.lığı bünyesinde 1. J.Bölge Tim
K.lığı kurulmuş, 1987 yılı içerisinde 1. Bölge Tim K.lığının ismi ALICIK
J.Krk.K.lığı olarak değiştirilmiştir. Bucak J.Tk.K.lığının faaliyet gösterdiği karakol
binasının köy içerisinde olması binanın da ahşap ve toprak yapı olmasından
dolayı, köylünün düğün salonu olarak yaptırdığı binaya karakol taşınmış ve Ekim
2005 tarihinde de yeni hizmet binasının yapılması maksadıyla Alıcık J.Krk.K.lığı
Merzifon İlçe J.K.lığı binasına taşınmış ve 29.12.2006 tarihinde de hizmet bi
nasının bitimini müteakip tekrar Alıcık köyüne taşınmıştır.. Alıcık J.Krk.K.lığına
bağlı 15 köy bulunmaktadır Alıcık köyü nüfusun çoğunluğu alevi mezhebine men
sup olmakla az bir kısmında Sünni mezhebine mensuptur. Bu güne kadar
köy genelinde mezhep çatışması yaşanmamıştır.
Köyümüzün nüfusunda son yıllarda önemli bir düşüş olmuştur. köyde bulunan
genç kesim iş imkânı açısından İstanbul-Ankara-İzmir illeri ve Merzifon İlçesine
göç etmişlerdir. Bu göç halen devam etmektedir köyde önemli bir olay olmamıştır.
Köyümüz 129 hane olup 500 kişilik nüfusu bulunmaktadır. Köyümüzde hemen
her ev de telefon mevcut olup halen çalışır durumdadır. Cep telefonu
Köyümüzün bazı yerlerinde çekmekte bazı yerlerinde de baz istasyon
larının azizliğine uğramaktadır.
Hava şartları :İklim ve Hava Şartları: Karadeniz iklimi ile İç Anadolu iklimi
arasında geçiş iklimi hakimdir. Kışları soğuk ve yağışlı yazları serin ve yağışlı
bazı yıllar yazları kurak geçmektedir. En soğuk ay ocak ayıdır en sıcak aylar
ise Temmuz ve Ağustos aylarıdır.Kış aylarında genelde kar yağışlı olarak
geçer ancak; Büyükçay, Küçükçay, Demirpınar ve Hacet köylerine kar yağışı
daha fazla olur. Kar kalınlığı bu bölgelerde 40 cm yakındır. Ancak batıdan esen
rüzgârlarla kar uzun süre toprakta kalmayıp erir. Kar yağışında bu yukarıda
saydığımız köy yolları bir müddet kapanır. Ve tekrar açılır. Bölgemiz rakım olarak
genelde alçak olduğundan sürekli olarak sis görülmez. Bölgemizde genelde
sis Demirpınar, Elmayolu, Büyükçay ve Hacet köylerinde görülür. Kış aylarında
en çok poyraz rüzgârları eser.
Arazi Yapısı:Düz ve ovalık bir arazi yapısına sahiptir. Bölge orman bakı
mından genelde zengin değildir. Sadece Büyükçay, Hacet, Diphacı, Eymir ve
Küçükçay çok az olmakla birlikte ormanlık alanlar mevcut olup çok sık
ve büyük değildir. Büyükçay ve Küçükçay ‘a ait olan ormanlar meşe ormanı
olup köylülerin kışlık yakacak ihtiyacını karşılamak için kullanılmaktadır.
Hacet ve Diphacı köylerinde ise az miktarda kızılçam ağaçları vardır. Eymir
köyü çevresinde ise makilik alan mevcuttur.
İçme suyu kaynakları :Köyümüzde içme suyu sıkıntısı yoktur.
PINARLAR:Aynalı pınar, koyunpınarı, ağalık pınarı değişti kaynak aynı (Kefeli
diye tanınan ağa kişi tarafından yaptırıldığı için bu pınarın adı ağalık pınarıdır.
Ancak daha sonra bu pınarın su deposunun içme suyuna uygun olma
ması ve eskimiş olmasından dolayı köyümüz sakinlerinden Sadık UÇAR
tarafından yeniden yaptırılarak şimdiki halini almıştır., Fadime pınarı, Ketsek
pınarı, Çinçir pınarı başlıca pınarlarıdır.
Tarım :Bölgemizde ekime elverişli tarım alanı 110 km.dir. Bölgede genel
likle hububat ekimi yapılmaktadır. Araziye buğday, ayçiçeği, arpa,
soğan ve pancar ekilmektedir. Kuru soğan ekimi bölgeye büyük bir para
girdisi sağlamaktadır. Eymir köyünde tütün ekimi yapılmaktadır. Bunun
haricinde bölgenin tamamında pancar tohumu yetiştirilmektedir. Bölgenin
tamamı modern tarım aletleri ile tarım yapmaktadır. Traktörün haricinde
büyük biçerdöverler mevcut olup, bu biçerdöverler yazın hasat mevsiminde
toplu olarak geçici çalışmak amacı ile Çukurova bölgesine giderler. Tarım
alanları çok verimli ve köylünün ihtiyacını karşılayacak miktardadır. Genelde
sulu tarım yapılmaktadır. Halkın ürettiği bütün ürünler ekonomik değeri olan
ürünlerdir. Tarıma dayalı yaşam standartları bölge genelinde üst seviyededir.
Hayvancılık :Bölgede önemli bir miktarda hayvancılık yapılmamaktadır.
Halk sadece kendi şahsi ihtiyaçlarını karşılamak amacı ile özellikle
büyük baş hayvan beslemektedir. Son yılarda özellikle banka kredisi ile açık
besi yapılması için çalışmalar yapılmaktadır.
2. KÖYÜN SOSYO VE KÜLTÜREL DURUMU:
a. Dili: Türkçe’ dir.
b. Eğitim Durumu: Kadınların% 65’i,Erkeklerin% 89’i okur yazardır.
Sekiz yıllık eğitime geçilmeden önce köyümüzde Orta bulunmakta idi ve
o dönemde çevre köylerden de öğrenciler gelerek öğrenimlerini sürdür
mekte idi. Halen Köyümüzde 8 yıllık ilk öğretim okulu mevcut olup çevre köy
lerden taşımacılı eğitim yapılmaktadır.
3. EKONOMİK DURUM:Tarım: (1) Ekim alanlarının köy arazisine oranı:
Köyün yüzölçümünün% 15’i arazilerin dağlık ve engebeli,%85’i (27.000
dönüm arazi mevcuttur.) düz ve ekilebilir alan olarak kullanılmaktadır.
(2) Köyde Yetiştirilen mahsuller ve dönemleri:Buğday, Arpa, Pancar,
Soğan, Haşhaş, Helit Tohumu ve Ayçiçeği ekimi yapılmaktadır. Buğday,
Arpa ve Helit güz döneminde, Haşhaş, Ayçiçeği ve Pancar Ekimi ise
bahar döneminde yapılmaktadır.
(3) Meydana gelen tabi afetler:Alıcık köyünde 1996 yılında büyük çaplı
bir deprem meydana gelmiş olup bu depremde can kaybı meydana
gelmemiş fakat az miktarda mal kaybı olmuştur.